11 Nisan 2011 Pazartesi

Napolyonun infaz listesi

geçenlerde geçenlerde dediğim henüz bikaç gün önce tam hatırlamıyorum çarşamba yada perşembe
neyse çok uzatmıyorum işte o yukarda bahsettiğim zamanın birinde cebimde 20 liram var karnım bi aç bi aç ki sormayın.
derken bir lokantanın önünden geçiyorum ismi "Beyaz ev restorant" fiyat listesi felan filan göz gezdirirken
"fırında kaşarlı beyti" dikkatimi çekiyo yanında birde meşrubat söyledimmi tam tamına 13 tl.
ohh süper dedim tam bana göre ,hemen daldım içeriye bahçeye bakan pencere kısmında bir masaya oturdum garson geldi
buyrun ne istersiniz felan filan derken ben daha önce kafamda kurguladığım menüyü söyledim bile garsona.
etraf oldukça kalabalıktı demekki oldukça iyi bi mutfakları var diye düşünüp beytinin geliş anını hayal ediyorum sürekli beklerken.
işte ne olduysa tam o anda oldu.
birden yanaklarım çenem ve alın kısmımda hafif bi karıncalanma hissettim beynim uyuşmaya başlamıştı çünkü tv da spor haberleri vardı ve bu haberler bana
henüz bir saat önce oynadığım ve 10 lira ödediğim iddaa kuponunu hatırlatmıştı.
sandığım gibi 20 liram değil 10 liram vardı cebimde, hesap ise bahşiş hariç 13 lira.
derin bi hassiktirrrr çektim iki elimi birleştirip enseme koydumki siparişlerim gelmişti bile bir porsiyon fırında kaşarlı beyti ve bir adet meşrubat.
daha bikaç dakika önce kurt gibi açken elim bi türlü yemeğime gitmiyodu bile
iştah miştah hiçbişe kalmamıştı çatalla öylecene beytiyi karıştırıp napsam diye düşünmeye başlamıştım bi arkadaşımı aradım bafradayım 3-4 saati bulur dönmem dedi sonra bi başka
arkadaşımı aradım telefona cevap vermedi son çare babam dedim aradım oda bilmem nerenin bilmem ne köyünde yol çalışmalarındaymış.ohaa sıçtık dedim.
siparişim geleli 20 dakika kadar olmuştu ben henüz birtek lokma bile almamıştım birden garsonlar beni neden izliyo bu insanlar bana neden bakıyo gibilerden tribe girmeye başladım
beyti artık iyice soğumuş kenarında yağlar donmaya başlamıştı bile tek lokma yemek içimden geçmiyodu.sonra telefonuna ulaşamdığım arkadaşımı işyerinden
aramak aklıma geldi kart vizitinden telefon numarasına bakayım derken elimi cüzdanıma attım bi baktım bozuk para cebinde sesler var tam tamına 4,25 lira bozuk para.
hazine bulmuş gibi sevinmiştim.sonra derin bi hassiktirrr daha,yemeğim soğumuştu iştahımda kaçmıştı unutkanlık ve dalgınlık bi insanın içinde bulunduğu durumu ancak bukadar bok edebilirdi.
hem yediğimden bi bok anlamamıştım hemnde tüm paramı bitirmiştim.ulan dedim benim gibi adama para verende kabahat.
kendime iyice ayar olmuştum bu savurganlığımın bedelini ödemeliydim.
işte sırf bu yüzden kendime hayali bir katil yarattım ve peşime taktım. isminide "NapoLyon" koydum. Napolyon 2 metre boyunda gözleri kan çanaa geniş omuzlu acımasız bir katildi
ve para için yapamayacağı hiçbişey yoktu varoluş amacı ise elindeki paranın kıymetini bilmeyen har vurup harman savuranları yok etmekti.
ve adım gibi emindimki ölüm listesinin en başında benim ismim vardı.sonradan öğrendiğime göre ikinci sırayada 6 bin lira maaş alıp hala doğan slx e binen ismayil abimi koymuş.
o gün bugündür Napolyondan kaçıyorum nefesi ensemde hissediyorum tek korkum beni en mutlu anımda yakalayıp öldürmesi.
ismayil abimin durumdan haberi yok olmasında zaten o öyle mutlu.
herneyse işte böyle bi olay paylaşim dedim blogumda ve siz blogu okurken ben napolyonun kanlı ellerinde son nefesimi veriyo olabilirm.
eğer günün birinde "kefenin cebi harbiden de yokmuş" isimli bir blogla karşınıza çıkarsam bilinki napolyon amacına ulaştı.
hoşcakalın..
fin !

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder